Zihin felsefesi





Zihin felsefesi, zihin, zihinsel olaylar, zihinsel işlevler, zihinsel özellikler, bilinç ve bunların fiziksel bedenle, özellikle beyinle ilişkilerini inceleyen felsefenin bir alt araştırma koludur. Bedenin zihinle ilişkisi bakımından zihin-beden sorunu, zihnin doğası ve onun fiziksel bedenle ilişkili olup olmadığı gibi diğer sorunlara rağmen, zihin felsefesinin merkezinde yer alan bir sorun olarak görülmektedir.

Zihin felsefesinden önce, zihnin tanımlanması gerekir. Zihin, insan beyninin düşünme, algılama, muhakeme etme, duygu, davranışla ilgili süreçleri kapsayan etkinliklerinin toplamıdır. Ruhbilim felsefesiyle ortak konuları varsa da zihin felsefesinin özellikle uğraştığı kavramlar farklıdır. Günümüzde dil felsefesiyle birlikte en aktif felsefe dalı zihin felsefesidir. Bazı felsefeciler, zihin felsefesinin aynı zamanda beyin felsefesi olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Guttenplan bir zihin haritası çıkarmıştır. Ona göre zihin ülkesinin üç temel unsuru vardır: Deneyimlemek, Tutum Takınmak ve Eylemek. Ona göre bütün zihinsel içerik(Anlam Coğrafyası) bu üç kategoride toplanır. Örneğin “Sıcak bir bardağı hissetmek”, “Deneyimleme”ye girer; “Politik tartışmadan uzak durmak” “Tutum Takınma”ya, “Araba Kullanmak” ise “Eylemek” zihinsel coğrafyasının alanına girer. İnsanda bu üç kategori dışına taşan herhangi bir kavram, eylem ve tutum bulunmamaktadır.

İkicilik (dualism) ve tekçilik (monism) zihin-beden sorununun çözümüne yönelik iki büyük düşünce ekolüdür. İkicilik, Platon, Aristotales ve Hint felsefesindeki Sankhya ve Yoga ekollerine kadar geri götürülebilir. Ancak sorun en kesin olarak 17. yüzyılda Descartes tarafından formüle edildi. Töz ikiciler (substance dualist) zihnin bağımsız bir töze sahip olduğunu savunurlar. Nitelik ikiciler (property dualist) ise zihnin farklı özelliklere sahip olmakla birlikte ayrı bir tözü olmadığını iddia ederler.

Tekçilik (monism) ontolojik olarak zihin ve bedenin ayrı olmadığını iddia eder. Bu görüş Batı felsefesinde ilk kez MÖ 5. yüzyılda Parmenides tarafından dile getirilmiş, daha sonra 17. yüzyılda rasyonalist Baruch Spinoza tarafından da benimsenmiştir.

Devamı : https://tr.wikipedia.org/wiki/Zihin_felsefesi




İlahiyat Felsefesi





İlâhiyat ya da teoloji (Yunanca: θεος, theos, “Tanrı” + λογος, logos, “bilim”) ya da tanrıbilim, “tanrı” kavramı ve din olgusunu inceleyen bilim dalı.

Günümüzde sıklıkla, “din ile ilgilenen bilim” anlamında kullanılmaktadır. Teoloji ile ilgilenen kişilere teolog, ilâhiyatçı, dinbilimci veya tanrıbilimci denir.

Modern dönem öncesi kurulan pek çok üniversite, kilise okullarından ve manastır kurumlarından dönüştürülmüştür. Bu sebeple, Orta Çağ’da teoloji, üniversitelerin temel araştırma alanlarının en ön sıralarında gelmekte ve teolojiye “bilimlerin kraliçesi” (The Queen of the Sciences) adı verilmekteydi. Bu önceliğinden ötürü bu okulların müfredatlarında, kilise kanunları gibi dersler yer almakta ve bu dersler ile kiliseye hizmet edecek gençlerin yetişmeleri amaçlanmakta idi. Hatta bu üniversitelerin duâ etme, vâaz verme veya âyinleri de içeren şapelleri de bulunmaktaydı.

Aydınlanma ile birlikte üniversiteler değişmeye ve hümanist bir perspektifle farklı alanlardaki konuları öğretmeye başladılar. Teoloji, artık üniversitelerde öğretilen ana konular arasında yer almıyordu. Üniversiteler, kiliselere din adamı yetiştirmenin dışında da amaçlar edinmeye başlamışlardı. Sonuç olarak teoloji, inancı ele alış şeklinin inancın içinden olması farkı ile aynı konuyu ele alan diğer akademik disiplinlerden ayrıldı. Çoğu “kilise babası”, teoloğu “hakiki olarak duâ eden kişi” olarak tanımlamaktadır. Dindar olmayan teologlar bu görüşle uyuşmasa da teoloji aşağıdaki disiplinlerden ayırt edilmelidir. Din bilimleri şu beş başlık altında incelenir:

Karşılaştırmalı din / Dini araştırmalar
Din felsefesi
Din psikolojisi
Din sosyolojisi
Dinler tarihi

Tüm bu disiplinler, dine hümanist varsayımlarla yaklaşır ve teolojiden farklı olarak, dinî inanç ve deneyimin tek biçimliliğini öne sürerler.

Devamı : https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0lahiyat




Siyaset felsefesi





Siyaset felsefesi, devlet, hükümet, siyaset, özgürlük, mülkiyet, meşruiyet, haklar, hukuk gibi konular hakkındaki, bu kavramlar nedir, neden ihtiyaç vardır, bir hükümeti ne meşru kılar, devlet hangi özgürlükleri ve hakları neden korumalıdır, hangi biçimde kurumsallaşmalıdır, kanun nedir, vatandaşın devlete karşı yükümlülükleri nelerdir, bir hükümet yasal olarak neden ve nasıl görevden çekilmelidir gibi temel sorulara cevap arayan ve bu konuları felsefeden faydalanarak inceleyen sosyal bilim dalıdır.

Devamı : https://tr.wikipedia.org/wiki/Siyaset_felsefesi




Ontoloji





Ontoloji ya da varlık felsefesi, temel sorunu varlık olan felsefi disiplin. Varlık ya da varoluş ile bunların temel kategorilerinin araştırılmasıdır. “Varlık” ve “varoluş” ayrımını; “Varlık vardır” ve “Varlık yoktur” fikirlerini tartışır.

Günümüzde ” Varlık Nedir” sorusuna verilen cevaplar metafiziksel yaklaşımlarla doludur. Sorgulanan, ele alınan sorular herhangi sorular değildir. Platon ve Aristoteles’ten beri sorgulanan “Varlık” sorusu gitgide daha karmaşık hal almıştır ve belirsizleşmiştir. Bu belirsizliğin nedeni ise Yunanların varlık yorumuna yaptıkları ilk katkılarından olan “Varlık en evrensel ve en boş kavramdır” dogmasından kaynaklanmaktadır.

Aristoteles’e göre ontoloji varlığın mahiyetinde varlığın bilimidir veya varlıkların incelenmesidir. Ontoloji hangi varlık kategorilerinin daha temel olduğunu belirlemekle uğraşır ve bu kategorilerdekilerden hangilerinin var olduğunun söylenebileceğini sorar.

Varlık bir nesne ya da bir şey değildir. Nesneler var olan cisimlerden oluşur. Örneğin;ağaçlar, masalar, evler,vs.Varlık bir ev ya da bir eşya değildir.Gerçek varlığın ortaya çıkmasında,varlığı varlık yapan nedir? Varolanı varolan yapan nedir? gibi soruların cevabı “zaman”dır. “Var olan zamansal olandır.” Varlıkla iç içe olup onu aydınlatan ve onu varlık olarak varlık yapan hep zamandır. Varlığı varlık yapan zaman, metafizik anlamdaki değil de, hakikat alanındaki varlığı açıklar. Bunun sayesinde varlığın iki anlamını da bilmek ve böyle bir varlığın zaman olmadan var olamayacağını kabul etmek gerekir. O halde varlığın zaman olduğunu düşünebiliriz.

Değişik filozoflar temel varlık kategorileri için değişik listeler yapmışlardır. Ontolojinin temel sorunlarından biri “Temel varlık kategorileri nelerdir?” sorusudur.

Devamı : https://tr.wikipedia.org/wiki/Ontoloji




Metafizik





Metafizik, felsefenin bir dalıdır. İlk felsefeciler tarafından, “fizik bilimlerinin ötesinde kalan” anlamına gelen “metafizik” sözcüğü ile felsefeye kazandırılmıştır.[kaynak belirtilmeli]

İncelemeleri varlık, varoluş, evrensel, özellik, ilişki, sebep, uzay, zaman, tanrı, olay gibi kavramlar üzerinedir

Metafiziği tanımlamaktaki zorluk Aristotales’in bu alana ismini verdiği yüzyıldan bu yana bu alanın gösterdiği değişimdir. Metafiziğin konusu olmayan konular metafizik içine dahil edilmişlerdir. Yüzyıllarca metafiziğin içinde olan Din felsefesi, Aklın felsefesi, Algı felsefesi, Dil felsefesi ve Bilim felsefesi gibi konular kendi alt başlıkları altında incelenmeye başlanmıştır. Bir zamanlar metafiziğin konusu içinde yer almış konuların hepsinden söz etmek çok yer tutabilir.

Temel metafizik sorunları hep metafiziğin konusu olagelmiş konular olarak tanımlamak mümkündür. Bu sorunların ortak niteliği ise hepsinin ontolojik (varlıksal) sorunlar olmasıdır.