Mantık





Mantık ya da eseme, bilginin yapısını inceleyen, doğru ile yanlış arasındaki akıl yürütmenin ayrımını yapan disiplindir, doğru düşüncenin aletidir. Önceleri bir felsefe dalıyken daha sonra kendi başına bir ihtisas alanı olmuştur. Matematik ve Bilgisayar Biliminin de parçası haline gelmiştir. Bir disiplin olarak Aristoteles tarafından kurulmuştur. Aristoteles’den etkilenen Farabi tarafından iki kısımda kategorize edilmiştir. (düşünce ve sonuç) İbn-i Sina geçicilik ve içerme arasındaki ilişkiyi geliştirmiştir. Çağdaş zamanlarda Frege, Russell ve Wittgenstein önemli katkılar yapmıştır.

Devamı : https://tr.wikipedia.org/wiki/Mant%C4%B1k




Pedagoji – Çocuk Bilimi





Pedagoji; “çocuk bilimi.” Çocuklarda davranış bozuklukları ve kökenini araştıran bilim dalıdır.

Kelimenin aslı, Yunanca παιδαγωγέω “Paidagogeo”‘dur. (Paid=çocuk, ago=bilim). Buna göre yalın anlamı ile pedagoji; çocuk bilimi demektir.

Pedagojinin ilgi sahası, yeni doğan ile yetişkin arasındaki çocuktur.

Pedagoji bilimi Batı ülkelerinde uzun yıllar psikoloji bilimi altında devam etmiş ve/fakat 19. yüzyıl sonlarında ayrı bir alan haline gelmiştir.

Devamı : https://tr.wikipedia.org/wiki/Pedagoji




Ontoloji – Varlık Felsefesi





Ontoloji ya da varlık felsefesi, temel sorunu varlık olan felsefi disiplin. Varlık ya da varoluş ile bunların temel kategorilerinin araştırılmasıdır. “Varlık” ve “varoluş” ayrımını; “Varlık vardır” ve “Varlık yoktur” fikirlerini tartışır.

Günümüzde ” Varlık Nedir” sorusuna verilen cevaplar metafiziksel yaklaşımlarla doludur. Sorgulanan, ele alınan sorular herhangi sorular değildir. Platon ve Aristoteles’ten beri sorgulanan “Varlık” sorusu gitgide daha karmaşık hal almıştır ve belirsizleşmiştir. Bu belirsizliğin nedeni ise Yunanların varlık yorumuna yaptıkları ilk katkılarından olan “Varlık en evrensel ve en boş kavramdır” dogmasından kaynaklanmaktadır.

Aristoteles’e göre ontoloji varlığın mahiyetinde varlığın bilimidir veya varlıkların incelenmesidir. Ontoloji hangi varlık kategorilerinin daha temel olduğunu belirlemekle uğraşır ve bu kategorilerdekilerden hangilerinin var olduğunun söylenebileceğini sorar.

Varlık bir nesne ya da bir şey değildir. Nesneler var olan cisimlerden oluşur. Örneğin;ağaçlar, masalar, evler,vs.Varlık bir ev ya da bir eşya değildir.Gerçek varlığın ortaya çıkmasında,varlığı varlık yapan nedir? Varolanı varolan yapan nedir? gibi soruların cevabı “zaman”dır. “Var olan zamansal olandır.” Varlıkla iç içe olup onu aydınlatan ve onu varlık olarak varlık yapan hep zamandır. Varlığı varlık yapan zaman, metafizik anlamdaki değil de, hakikat alanındaki varlığı açıklar. Bunun sayesinde varlığın iki anlamını da bilmek ve böyle bir varlığın zaman olmadan var olamayacağını kabul etmek gerekir. O halde varlığın zaman olduğunu düşünebiliriz.[1]

Değişik filozoflar temel varlık kategorileri için değişik listeler yapmışlardır. Ontolojinin temel sorunlarından biri “Temel varlık kategorileri nelerdir?” sorusudur.

Devamı : https://tr.wikipedia.org/wiki/Ontoloji




Din felsefesi





Din felsefesi, dinin kendiliğinden varoluşsal hareketi için bir tür rasyonel bir meşrulaştırma sağlayan felsefe dalı. Kutsallık, Tanrı, kurtuluş, ibâdet, kurban, dua, vahiy, ayin ve sembol gibi dinler tarihinin temel konularını analiz eden din felsefesi; dinin, dini tecrübenin ve onun ifadesinin doğasını belirler. Din felsefesi dini konu edinen, dinin insanın var oluşunun kaynağı, insanın doğasının ve kaderinin kaynağı ve değerleri ile ilgili sorunları ele alarak sorgulayan felsefe disiplinidir.

Din felsefesi yapmak, dinin temel iddiaları hakkında rasyonel (akılcı), objektif (nesnel), kapsamlı ve tutarlı bir biçimde düşünmek ve konuşmaktır. Dini ele alan tek disiplin din felsefesi değildir. Teoloji (tanrıbilim, ilâhiyat) de aynen din felsefesi gibi dini ve Tanrı’yı konu alır. Ama bunu yaparken belirli bir dinin kutsal kitabına, peygamberlerine ve din âlimlerinin görüşlerine sadık kalarak bunları esas alır. Ama din felsefesinde böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır.

Teolojinin en önemli amacı belirli bir dini temellendirmek, açıklamak ve o dinin inananlarının inançlarını güçlendirmeye çalışmaktır. Bundan dolayı her dinin teolojisi olabilir. Yahudi teolojisi, Hıristiyan teolojisi, İslam Teolojisi vb.

Devamı : https://tr.wikipedia.org/wiki/Din_felsefesi




Zihin felsefesi





Zihin felsefesi, zihin, zihinsel olaylar, zihinsel işlevler, zihinsel özellikler, bilinç ve bunların fiziksel bedenle, özellikle beyinle ilişkilerini inceleyen felsefenin bir alt araştırma koludur. Bedenin zihinle ilişkisi bakımından zihin-beden sorunu, zihnin doğası ve onun fiziksel bedenle ilişkili olup olmadığı gibi diğer sorunlara rağmen, zihin felsefesinin merkezinde yer alan bir sorun olarak görülmektedir.

Zihin felsefesinden önce, zihnin tanımlanması gerekir. Zihin, insan beyninin düşünme, algılama, muhakeme etme, duygu, davranışla ilgili süreçleri kapsayan etkinliklerinin toplamıdır. Ruhbilim felsefesiyle ortak konuları varsa da zihin felsefesinin özellikle uğraştığı kavramlar farklıdır. Günümüzde dil felsefesiyle birlikte en aktif felsefe dalı zihin felsefesidir. Bazı felsefeciler, zihin felsefesinin aynı zamanda beyin felsefesi olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Guttenplan bir zihin haritası çıkarmıştır. Ona göre zihin ülkesinin üç temel unsuru vardır: Deneyimlemek, Tutum Takınmak ve Eylemek. Ona göre bütün zihinsel içerik(Anlam Coğrafyası) bu üç kategoride toplanır. Örneğin “Sıcak bir bardağı hissetmek”, “Deneyimleme”ye girer; “Politik tartışmadan uzak durmak” “Tutum Takınma”ya, “Araba Kullanmak” ise “Eylemek” zihinsel coğrafyasının alanına girer. İnsanda bu üç kategori dışına taşan herhangi bir kavram, eylem ve tutum bulunmamaktadır.

İkicilik (dualism) ve tekçilik (monism) zihin-beden sorununun çözümüne yönelik iki büyük düşünce ekolüdür. İkicilik, Platon, Aristotales ve Hint felsefesindeki Sankhya ve Yoga ekollerine kadar geri götürülebilir. Ancak sorun en kesin olarak 17. yüzyılda Descartes tarafından formüle edildi. Töz ikiciler (substance dualist) zihnin bağımsız bir töze sahip olduğunu savunurlar. Nitelik ikiciler (property dualist) ise zihnin farklı özelliklere sahip olmakla birlikte ayrı bir tözü olmadığını iddia ederler.

Tekçilik (monism) ontolojik olarak zihin ve bedenin ayrı olmadığını iddia eder. Bu görüş Batı felsefesinde ilk kez MÖ 5. yüzyılda Parmenides tarafından dile getirilmiş, daha sonra 17. yüzyılda rasyonalist Baruch Spinoza tarafından da benimsenmiştir.

Devamı : https://tr.wikipedia.org/wiki/Zihin_felsefesi